İnsan ve Kültür
-
Bölüm 1: Giriş – Aynadaki Homo Economicus Gelenekselci şirket yönetim yapısında hep aynı gizli kabul vardır: İnsan, sistemin ona verdiği girdileri kusursuz işleyen ve her zaman en optimum çıktıyı hedefleyen rasyonel bir araçtır. Taylorist gelenekten miras kalan bu bakış açısı, çalışanı tıpkı bir sermaye gibi harcandıkça sabit verim veren soğuk bir “kaynak” havuzuna fırlatır. Ancak…
-
İnsanın sosyal hayatında olduğu gibi iş hayatının da en zor anı pek çoğumuz için “yolları ayırmak”. O masanın bir tarafında rasyonel kararlar ve şirket hedefleri, diğer tarafında ise bir insanın emeği, hikayesi ve yarınları duruyor. Ben o masaya her oturduğumda, sadece bir sözleşmeyi değil, bir paydaşlığı sonlandırmanın ağırlığını hissediyorum. Geçtiğimiz günlerde fesih süreçleri üzerine düşünürken…
-
İnsan kaynakları ve bordro departmanları için Şubat ayı, takvimdeki en kısa ay olsa da en çok sorunun sorulduğu aylardan biridir. Her yıl aynı soru yankılanır: “Ay 28 gün çekiyor, peki maaşım eksik mi yatacak?” veya “2 gün raporluydum, neden 26 gün prim bildirildi?” Bu yazımızda, Şubat ayına özel bordro hesaplamalarının detaylarına iniyor ve kafa karışıklıklarını…
-
Bugün adına yeni dönüşümlerle birlikte “İnsan ve Kültür” demeye başladık. Yakın geçmişte yaygın olarak “İnsan Kaynakları” diyorduk, 100 yıl önce de “Personel Yönetimi” idi. Peki, insanı ne zaman bir hammadde gibi “kaynak” olarak kodladık? Gelin, bu kavramın tarihsel yolculuğuna ve kelimelerin arkasına saklanan anlamlara yakından bakalım. Kronometrelerin Gölgesinde: “Beynini Kapıda Bırak, Ellerini Getir” Hikayemiz, dumanı…