Her şey, iş hayatının o yoğun koşturmacası içinde, sonsuz bir Excel tablosuna ya da karmaşık bir yasal metne bakarken hissettiğim o tuhaf rahatsızlıkla başladı.
Yıllardır içindeyiz: “İnsan Kaynakları”. Her gün duyduğumuz, unvanlarımıza hiç düşünmeden yazdığımız o kalıplaşmış tamlama. Bir gün durup sordum kendime: “Gerçekten mi? İnsan bir kaynak mı?”
- Elektrik bir kaynaktır, tüketilir.
- Sermaye bir kaynaktır, harcanır.
- Zaman bir kaynaktır, biter.
Peki ya insan?
İnsan; bu kaynakları yöneten, onlara anlam katan, yoktan var eden o “asıl güç” değil miydi? Neden kendimizi ofisteki masa, sandalye ya da bilgisayarla aynı kaynak havuzuna atıyorduk?
İşte “İnsansız Kaynak” fikri, bu soruların zihnimde yankılandığı o gece doğdu. Bu siteyi kurarken tek bir amacım vardı: İnsanı makineden, emeği “kaynak” olmaktan ayırmak.
Burası benim dijital defterim. Burada iş hayatının soğuk ve gri taraflarını; yasal mevzuatları, kanun maddelerini ve karmaşık prosedürleri bulacaksınız. Hatta geleceğin iş dünyasını, dijital dönüşümü ve otomasyonu konuşacağız.
Ama önemli bir farkla…
Ben bu konuları anlatırken, insanın bir “makine parçası” olmadığını, aksine o makineyi çalıştıran ruh olduğunu hep hatırlatacağım.
- Mevzuatı konuşacağız; çünkü haklarımızı bilmek bizi güçlü kılar.
- Dijital dönüşümü konuşacağız; çünkü angaryayı makinelere bırakıp “insan” olmaya, yaratmaya daha çok vakit ayırmak istiyoruz.
- İnsanı konuşacağız; çünkü her alanda bir “biz” olduğunu unutmamalıyız.
Burası İnsansız Kaynak. Yani kaynakların yönetildiği ama insanın “kaynak” olarak görülmediği yer.
Bu yolculukta bana eşlik ettiğiniz için teşekkür ederim. Umarım buradaki satırlar, iş hayatına bakış açınıza küçücük de olsa farklı bir pencere açar.
Hoş geldiniz!